THE MARMARİS..


"Dünya Cennetinin Cehenneme Bakan Yüzü"
Eğer siz de benim gibi otobüs yolculuğunu tercih ediyorsanız, Marmaris'e indiğinizdeki ilk soluklarınızda o keskin çam kokusuna hazır olun!
Özellikle o muhteşem rampa inişi bile insanı öyle bir mest ediyor ki, daha o an bütün yorgunluğunuzu unutarak "iyi ki gelmişim!" diyorsunuz gayr-ı ihtiyari:)
Ağaçların ve şırıl şırıl suların arasından akan yol, arada kendini gösterip çeken denizin mavisiyle daha bir güzelleşirken, Marmaris'in genelde beyaz olan evleri de uzaktan uzağa gelin gibi süzünüyor nazlı nazlı..
Garaja indiğinizdeyse "İşte bu!" diyorsunuz.. Nemli, sıcak bir hava, çam kokularıyla sarmaş dolaş olup içinize bir solukta dolunca, artık gerçekten Marmaris'te olduğunuzu hücrelerinize kadar hissediyorsunuz!
Siz nerede kalacaksınız bilmiyorum ama benim burda candan bir öğrencim, dostum, canım kızım Rukiyem var, ben ona misafir olacağım:) Marmariste aslında çok sayıda otel, pansiyon gibi seçenekler var. Kışın tam bir hayalet şehire dönen, ıssız ve sessizliğe bürünen sokakları; bizim gibi gezginlerle birlikte dolup taşıyor, çılgın bir şehrayin havasına giriyor. Anlayacağınız arz da çok, talep de.. Eh o zaman her ne kadar alternatif bol olsa da önceden bütçeye ve isteklerinize uygun bir yerden rezervasyon yaptırmak iyi olur galiba;)
Bizi o sımsıcak yüreğiyle karşılayan Rukiyemle, onların evine doğru ilerliyoruz.. Laf aramızda, sürpriz bir şekilde valiz sayımız üçe çıktığından "iyi ki arabaları varmış" demekten de kendimi alamıyorum..
Çanakkale'den başlayan yolculuğumuzun sonunda insanın hemen denize atlayası geliyor ama hafif bir yağmur etrafı serinletmişken, tatlı bir muhabbetle hasret gidermek daha çok yatıyor aklınıza sanki:) Hele Rabiacığımın sevimli bir sürprizle Ortaca'dan ziyaretime koca bir buket beyaz casablanca ile çıkıp gelmesi.. Anlatılmaz bir mutluluktu:')

Vee..... İçmeler!!!!
Keşke burayı size kelimelerle anlatabilseydim, ama mümkün değil! Ben de sizin için oralarda bol bol fotoğraf çektim..
Herşeyden önce şunu söylemeliyim ki, Marmaris merkezde denize girmek hiç ama hiç akılııca olmaz. Denizi de kumsalı da hiç temiz değil.. Bu kadar gelmişken azcık daha yol yapıp hemen ana caddeden geçen İçmeler dolmuşuna atlamak ve o güzelliklere yelken açmak lazım:) Üzgünüm, tam olarak hangi mevkide indiğimizi bilmiyorum. Sanırım merkeze 5-10 dakka kala inmişizdir..
Aman Allahım! O ne manzara öyle!!!
Yemyeşil ağaçların arasından inen taş merdivenler.. Çam ağaçlarının dalları arasından pırıldayan masmavi bir deniz.. Nefis bir kumsal.. Hem çok kalabalık değil,hem de insanlar nisbeten daha düzgün.. Tam benlik! Zaten denize girince hayli açıldığım için kıyı beni çok da enterese etmiyor;) Yüzme bilmeyenler varsa uyarmalıyım; deniz çok gitmeden derinleşiyor ama yine de kıyılarda oyalanabilirsiniz.. Kumdan kaleler bile yapabilirsiniz. Tabii ki ben dayanamayıp epey açıldım.. O nefis manzarayı, bir de tertemiz suyun içinde yüzerken seyretmenin tadı da bir başka canım;)
Açılıp döndükten sonra, kiraladığınız şezlongta (çok pahalı değil, 3 liraydı galiba) oturup, güneş şemsiyesinin o çizgili egzotik gölgesinde birşeyler atıştırıp buz gibi su içince... Oh yahu! Kelimeler bu kadar mı kifayetsiz o
lur bu zevki anlatmak için..... Eğer hesabını yapmayacak kadar paranız varsa, orda yemek yemek için harika yerler de var. Doğal, nezih, sevimli, deniz manzaralı, havadar mekanlarda ılık meltemlerin eşliğinde bir ızgara yemek hiç de fena olmaz hani ama benim gibi çılgın gezginseniz cebinize de dikkat edin derim;) Ama yine de size tavsiye ederim..
Marmariste iki gün denize girdik, ikisinde de İçmelere gittik. Sanırım on gün de gitsem aynı olurdu tercihim. Hele bir de yürüyüş parkuru var ki.. Gerçekten de yüzmenin yorgunluğuna rağmen yürümeye değer. Bir de sizin yanınızda da benim Rukiyem gibi harika bir kafadarınız varsa tadı tarifsiz olur. Tabi yanınızda çok eşyanız yoksa! Eğer yiyeceğinizi bizim gibi yanınızda götürecekseniz buna da dikkat etmek gerekiyor. Abartmamak da lazım, aç kalmamak da:)
Yani herşeyi silip süpürüp kaplarını da çöpe atmak en güzeli sanki. Hafifçe eve dönmek iyi oluyor. Mesela abartıp da borcamda sarma getirirseniz, dönüş yolunda o camı kafanızda kırasınız gelebilir, ona göre:) Arabayla gelirseniz o ayrı tabi...
Bir de unutmadan şu çok önemli notu düşeyim; sık sık 50 faktör güneş kreminizi de sürmeniz gerekecektir. Bronzlaşmak istiyorsanız ona uygun ama koruyucu krem kullanabilirsiniz. Sonraki günlerde de güneşin ve denizin tadını çıkarmak istiyorsanız yani;)


Hele bir de geceleri var ki Marmarisin..
İşte asıl ününü ona borçlu sanırım. Marmarisin havasından mıdır, suyundan mıdır; yorulmak nedir bilmiyorsunuz. Akşama kadar deniz ve kum keyfinden sonra, bir duş alıp açlığınızı da yatıştırdıktan sonra o çekici iklimiyle ruhunuzu gıdıklıyor egzotik Marmarisiniz..
Hafif bir akşam yemeğinden sonra yürüyüş yapmak hakikaten iyi geliyor. Yine de uyarmalıyım, havada kesif bir alkol kokusu var:((
Kendimizi ne kadar korumaya çalışsak da itiraf etmek gerek ki, paçalarımıza günah bulaşır bence malesef. Nefsi coşturan bir ortam; sağlam bir iradeye sahip değilseniz.. Bilemiyorum artık..

Doğrusu bir eşim olsaydı, onunla buraya gelmek istemezdim zira kıskançlıktan patlardım sanırım:)))
Ya da onun gözünü patlatırdım!!!!

Işıl ışıl sokaklardan adımlarınız sahile doğru kayarken, ister istemez gözleriniz de hediyelik eşyalara misafir oluyor. En iyisi iyice gezdikten sonra alışveriş yapmak sanırım. Yoksa aldığınızdan daha güzelini görüp üzülebilirsiniz. Bazense almadığınız birşey için de pişman olabilirsiniz; iyi düşünmek lazım. (Benim öyle oldu da, ordan biliyorum)


Ve.. Elimizde dondurmamız, ayaklarımda bileklerime dolanan sandaletlerim, üzerimde rüzgarı hissedebildiğim üfül üfül bir entari, yanımda sevdiklerim, denizden esen rüzgara karışmış yosun kokusu, kulaklarıma sokulan müzik sesleri, gözlerimin derinliklerinde mutluluk pırıltıları ve yüzümde samimi, içten bir tebessüm..
Ayrılığın o garip hüznüyle ardıma bakarken, işte bunlar da Marmarise dair son hatıralarım...

2 yorum: (+add yours?)

çiğdem dedi ki...

çok güzel anlatmışsınız hocam!devamını bekliyoruz...dikkatinizi başka neler çekmiş acaba..?umarım biz de küçük çapta akılda kalacak kadar ağırlıyabilmişizdir sizi..:)sizce bi daha ki yaza nerye gidelim..?:)

Kalb Ufku dedi ki...

Çitosummmmmm...
Zaten sizinle olan maceramı da yazdım aynı gün ama yayınlama fırsatım olmadı şimdilik;)
Yazım evde kalmış, dönüşte inşallah.....

Yorum Gönder

Lütfen zamanınızın küçük bir bölümünü bize ayırarak düşüncelerinizi yorum yolu ile Kalb Ufku'na iletiniz. Yorumlarınız bizim için çok önemli.